Bugün gökyüzünde uyudum. Mor bir bulut üzerinde hem de çırılçıplak. O vardı yanımda. Onunlayken hiçbir şeye ihtiyacım yok. Sarıldım. Üzerimize yıldız tozları yağarken usulca öptü. Dudağını dudağımda hissetmek delilikti. Gökyüzünde mantığa da ihtiyaç yoktu. Nasıl olsa o vardı. Biz şimdi öpüştük mü diye sordum. Daha önce yeryüzünde hiç öpülmemiştim ki nereden bilebilirim nasıl olduğunu. Evet, dedi gülümseyerek. Utandım, yüzümü kapattım. Yerden kalma saçmalıklar. Burada utanmak da yoktu. Bileklerimden kavrayıp yüzümü açtı. Avuç içimden öptü. Ne güzeldi dudakları. Öncesinde yürümüştük toprak üzerinde çıplak ayaklarla, acımadı ayaklarımız. Burada acıya da yer yoktu. Bir tek bize yer vardı. Biraz ilerledikten sonra oturduk. Sırtını söğüt ağacına yasladı ben uzandım, saçlarımı okşadı. Ne güzeldi parmakları. Gülümsedim. Yanıma uzandı. Ona gökyüzünü gösterdim ilk kez görmüşcesine yıldızları dolunayı... Parmağımı yukarı kaldırıp bir yıldız gösterdim. Elleri gökyüzüne uzandı yıldızı getirdi, saçıma taktı. Parıldadı saçlarım. Çok güzel oldum. Beni güzelleştiriyor. Bir yıldız daha gösterdim onu da getirdi bu kez ellerimden tutup ayağa kaldırdı beni. Ellerimi tutması... Yıldızın üzerine geçtik. Kaygan zemin uyarısı yapılmamıştı. Özgürdü hareketlerimiz. Yıldızın üzerine geçince değişti kıyafetlerimiz. Ben üst kısmı dar alt kısmı biraz daha geniş siyah ince askılı bir elbise giydim o da siyah bir takım elbise. Müzik gelsin dedim geldi. Çok yakıştık birbirimize. Dünyadakiler görse bir yastıkta kocayın derdi ama biz kocamak istemedik. Üstelik neden kocayalım? Müzikle beraber yükseldi yıldız. Ağaçların üzerine gelince durdu. Ellerini belime sarıp beni kendine çekti. Böyle çekilmek görülmemiştir. Yerin çekimi bile hiç oldu o eylem karşısında. Newton bu anı görse o elmayı yerdi. Elimi tuttu kendi etrafımda döndüm. Rüzgar eteğimi uçuşturdu. Parıldayan saçlarım dalgalandı. Kahkahalarım gökyüzüne doldu. Şarkı bitti. Yıldız yükselmeye başladı. Yerin yüzü karanlığa karıştı. Yanımızda bir sürü yıldız varken biz geçip gittik. Başka türlü geçip gidemiyor, kalıyorduk. Oturdum yıldızın ucuna ayaklarımı boşlukta salladım. Yanıma oturdu. Başımı omzuna yasladım.Yeryüzü-gökyüzü içime doldu. Uykum geldi, küçük bir yatak yaptım buluttan. Uzaklaşmayalım diye küçük yaptım. Aramızda hiçbir sey yoktu. İç içeydik. Bugün gökyüzünde uyuduk. Mor bir bulut üzerinde hem de çırılçıplak.