30 Aralık 2016 Cuma

Sesletimler

Aşık olmuştu gözyaşları da mutsuzluğu da bu sebepten ötürüydü ne yaşadığını nasıl yaşadığını bilemiyordu artık. Gerçekten cümle sonundaki artık gibi artmıştı bir şeyler hayatında ve artanlar var olanların artığı niteliğindeydi. Onun suçu değildi savrulurken rüzgarda takılmıştı bir ağacın kurumaya yüz tutmuş dalına...

Nereden bilebilirdi ki aşkın mutsuzluk getireceğini...

-Aslında biliyordu- Karmaşık bir haldeydi bu böyle ne kadar sürecek bilmiyordu. Bu aralar hiçbir şey bilmiyordu. Onun da dediği gibi 'Hiçbir şey bilmiyorsun!' Sahi neredeydi, neden yanında değildi, neden yalnız ağlıyordu? Bu kadar meyilli miydi olmazlara, olamayacaklara, gelmezlere, gelmeyeceklere? Sorularla boğuşması ne kadar da kötüydü. Oysa hepsinin vardı bir cevabı, cevabını bilemiyor, bulamıyordu.

Onlardan geriye hep cevapsız sorular kalmıyor muydu? Bu yersiz şaşkınlıkta neyin nesi? Hayır, yersiz değil bu şaşkınlık hani tekerlekli sandalyeye mahkum olursun ve oradan kalkamayacağını bilirsin ya yanındayken sevdiğin birine zarar gelir koşup yardım etmeye çalışırsın kıpırdayamazsın bile kalkamayacağını bilirsin yine de kalkmak istersin oradan. Kalkamayacağın gerçeği öyle bir vurulur ki yüzüne bin kere lanet edersin kalkamayışına oysa bilirsin kalkamayacağını... Neden bu kez daha çok kahroldun? Yerin dibine batsın kalkamayacağın gerçeği o an çaresizlik içinde çırpınmayacaktın, kalkıp koşman lazımdı.Biz çok farklıyız seninle derken böyle bir çaresizlik hissetmişti bu farkı yok edemeyeceğini biliyordu buna rağmen sadece yok etmek istemişti. İsteği yerine getirilmedi, farklar yok edilmedi aksine çarpıcı ifadelerle yüzüne vurulup bu çarpıntı içerisinde gerçeği görmesi beklendi. -Bu beklentinin doğruluğu tartışılabilir-  Gördü ve gördükleri karşısında daha çok üzüldü bu da anlaşılmadı bir geceye birkaç hata sıkıştırmış ve bu -ona göre- masum isteği konunun dışında kalmış yerini kıyaslamalara bırakmıştı.

Yok, olmaz! demişti. Kendine rağmen sevmiş, sevebilmişti. -Onu kendine rağmen sevmesi çok önemliydi mesele sevmek değildi içinde tüm dünyaya yetecek kadar sevgi barındırıyordu mesele sevgisinin sarmaşığa dönüşmesiydi-  Sonra ne mi olmuştu? Herkese  bırakılan acılardan ona da bırakılmıştı. Ve sadece bakakalmıştı. Olanları anlamlandırmaya çalışırken Ondaki bitişini seyrediyordu ve bu sahne en iyi dram filmlerini bile kıskandıracak nitelikteyken yansıtılamadan içindeki karanlığa doğru yol alıyordu. Böyle olmamalıydı. Gereklilik saçmalığının ötesine geçemeyen ek hiçbir işe yaramıyordu. Olmamalıydı, üzülmemeliydi, yalnız bırakılmamalıydı ve böyle bu kip ekini barındıran binlerce cümle de kursa bunlar hiçbir işe yaramayacaktı çünkü çok iyi biliyordu ki olacaktı, üzülecekti ve yalnız bırakılacaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder