7 Ocak 2017 Cumartesi

Kısa Bir Anın Uzun Etkisi

Bugün, arka sırasında oturan çocuğun seslenmesiyle arkasını dönmüş, sorduğu soruyu cevaplamak üzereyken masanın üzerinde duran telefona gelen mesaj sesiyle duraksamıştı. Çocukla aynı anda telefona baktı mesaj "Hayatım" diye kayıtlı birinden gelmişti. Birileri, birilerinin hayatı olabiliyordu. Çocuğun telefona bakışı ile onun bakışı arasında oldukça belirgin farklar vardı çocuk gülümseyen yüz ifadesiyle iç çekerken o duraksamıştı, harekete geçmesi lazımdı duraksaması bir şeylerin ters gittiğini düşündürebilirdi. Hoş düşünemezlerdi.  Soruyu cevapladıktan sonra önüne dönerek kitabını okumaya devam etti. O mesajı görmemiş gibi. Gece pencereden seyrederken yeryüzünü, yerdeki beyazlık, gökteki karanlık karşıtlığında sıkışırken aklına geldi o görüntü... Neredeydi hayatı? Aynı göğün altında aynı yerin yüzünde yaşıyorlarsa neden uzaktaydı bu kadar? Yapayalnız olmak. Pekiştirmek yalnızlık hissinin nasıl olduğunu belirtmiyor olsa da dilbisi bu ifadeyi gerektiriyor. Bulunduğu yerde insanlar vardı. Onlarla arasındaki mesafe bir adımdı ama o, ulaşılamayacak kadar uzaktaydı. Yüzünde hissettiği soğukluğun etkisini azaltmak amacıyla odaya bakmış hissettiği sıcak ve kirli havanın oluşturduğu tiksintiyle biriyle göz göze geldi. Bir anda olmuştu -çoğu şey bir anda olur- Odadaki gülümsedi fakat o gülümseyemedi önceden olsa yapardı artık yapamıyordu. Görmek istemiyordu. Sahte tebessümler ruhunu hırpalıyordu. Onu yok edemezdi, kendine de... Yapabileceği tek şey ortamı terk etmekti. Artık terk edebiliyordu. Bir süre dönmedi gideceği alanlar sınırlı olsa da içindeki sınırsızlık çokluk yaratıyordu. Ruhu çekilmiş bedeni bir yerlerde olma zorunluluğu taşıyordu. O kadar çok yerdeydi ki... Düşüncelerine beden yaratsa kendinden binlerce olacaktı. İyi ki yoktu yaratma gücü.  Yatağına uzandı, dizlerini topladı. -kendini içine almaktı bu- Ağlamaya başladı oysa hiç  yoktu ağlayası. Hiç gülesim yoktu deyip kahkahalara boğulmak varken ağlayasım yoktu deyip gözyaşlarına boğulma karşıtlığı karanlık gökyüzü, aydınlık yeryüzü ile kıyaslanabilir miydi?  Ağlaması şiddetlendi. Bu şiddet yıkımlara sebep olmadı. Kendini tutamıyordu yanaklarından süzülüp yastığı ıslatanlar içini kurutuyordu. Anlamamalıydılar.  Anlamadılar. Gözyaşları bitti, bunları yazdı. Fark etmiyorlardı. Bu durumu kolaylaştırıyor olsa da bazen buna ağlıyordu yanında olup hüznünü fark etmeyenlere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder