23 Şubat 2017 Perşembe

Başlık yok.

Yalnız mıydı? Bilmiyordu. Yanında  yalnız hissettirmeyen ve belki de en çok yalnız bırakan varken nasıl bilebilirdi ki bunu? Üzerindeki uzun beyaz elbise yere değiyor toprağı okşuyordu, toprak dokunulmak istiyordu. Bir kozalak düştü yere, alıp devam etti. Düşmesine tanık olduğu kozalakları yanına alıyordu. Düşmenin acısını kendisinden başka hiç bir varlık bilsin istemiyordu! İlerliyordu nereye gittiğini bilmeden. En bildiğiyle gidiyordu bilinmeze. Neydi en bilinen?  Bir varlık ne kadar bilinebilirdi ki? Henüz kendini bilmeyenin en bileneni mümkün olabilir miydi? Olmalıydı!  İçinde düşme korkusu yanında düşmesini engelleyecek kuvvet vardı... Düştüğünde en çok yalnız hissettiren rolündeyse yanındaki... Nasıl kalkacaktı? Onun kozalağı incitmeden yerden aldığı gibi alabilir miydi biri onu yerden? Üstelik o kozalakları düşme anlarına tanık olduğu için alıyordu. O da yoksa yanında kim bilecekti ki düştüğünü? Kimse! Kendisi kalkacaktı ya da yerde kalan kozalaklar gibi toprağa karışmayı, ateş olmayı bekleyecekti... Beklemedi ellerini toprağa sürerek kalktı yerden. Dokunulmak istiyordu toprak elbisenin dokunuşu yetmemişti! Kendine bile yetemiyordu. Toprak can istiyordu. Nasıl olduğunu önemsemiyordu, kanayan küçük elleri önemsemediği gibi. İçine hapsediyordu kan damlalarını. Etrafını sarıyordu damlanın, oluşturduğu kabarcık önemli hissetirirken kuruyup dağıtıyordu kabarcıkları.Kendine karıştırıyordu. Onu da karıştırmalıydı kendine. Yapmadı! Yoktu kendinden başka karışacağı.  Kendine karışıyordu. Karıştıkca buluyordu kendini. Biliyordu belki de artık kendini. Kendini bildiğini düşünürken kaybetti yolunu. Yolunu kaybetmiş, gidecek bir yeri olmayan... Tehlike... Yalnız bırakılmak onun hatası değil ki neden kayboldu? Varsa doğru bir yol kaybolarak bulacak. Toprağa yaklaştı rengi olmadığını fark etti oysa kanı vardı toprakta kendinden bir sey bırakmıştı ona. Bırakmamalıydı kendinden olanı! Uzaklaştı, gökyüzünün sonsuz maviliğini gördü yeryüzünde. Yorulmuştu.  Oysa daha bulacağı bir yol vardı. Sahi var mıydı bir yol?  Yok diye haykırdı. İçinde zayıf bir ses var olduğunu söylüyordu o yolun. Varsa neden bulamıyordu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder