23 Şubat 2017 Perşembe

Soluk Benizli

Yokluğundaki günahlardan beni sorumlu tutar mı Tanrı? Tutmamalı! Sen olsan bu kadar kötü olmazdım, sen yok ederdin kötülükleri. Ederdin değil mi? Ses vermiyorsun yok etmeyecek misin? Oysa ben... bilemedim ne söyleyeceğimi yokluğunda  nasıl tamamlanır ki cümleler?  Üstelik ben bu kadar eksikken... Nasıl tamamlanacağım bilmiyorum. Gökyüzünde  mavi aramak kadar anlamsız  bir tamamlayıcı. Hem hepsi hem hiçbiri. Gecenin gündüze kavuşamadığına tanıklık ederken ayrılıyorum senden. İleri gitmeyelim demişim geçen gece, hatırlıyorum. O gece seni istemedim çünkü ben ten istemiyorum. Ben ruh istiyorum! Aradığım ruhu bulduğum beden taşımıyor. Bulduğum bedeni aradığım ruh! Sen de söylenmeyenleri bana bırakıp gidiyorsun, ben küçük değil miyim? Taşıyamıyorum. Taşıyamadıklarım çığ gibi büyürken içimdeki yangına ne demeli? İçimin yangınını dindirecek su yok kainatta. Su bile söndürmüyorsa, damlalar besliyorsa kıvılcımları ben ne yapabilirim ki? Soluk benizli diyenler bilse içimdeki yangını öyle söylerler miydi?  Evet söylerlerdi! Onlar bilemez benzi solanın canlı tutmaya çalıştıklarını... Oysa ne güzel seviyordum seni kendimden bile sakınarak. Sevdiğini başkasından sakınmalıydı kendisinden değil. Hep beklemişti hiç gelmeyecek olanı. Ne zaman vazgeçecekti kendine bunu yapmaktan? Aranan ruhun bulunmayan bedenin savrukluğu ne kadar sarabilirdi ki? Hiç! Sarmak bir kenara dokunamazdı bile.  Tüm bunları düşünürken süzülüyordu o soluk benizden canlılık belirtisi yaşlar belki bu yaşlar söndürerekti o yangını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder